Futbol ve Siyaset

Futbol ve Siyaset

Futbol asla sadece futbol değildir diyor Simon Cuper. Kitabında her ne kadar daha çok futbolun içindeki pisliklerden, mafyadan falan da bahsetse futbol gerçekten de sadece futbol değildir. Futbol binlerce kişiyi bir araya toplayabilen büyük bir eğlence. Evet her şeye rağmen işin özünde eğlence var. Futbolun eğlence, seyir zevki kısmını  yabana atmak olmaz. Toplum olarak sürekli ıskaladığımız şey bu zaten.

Öyle bir çağda yaşıyoruz ki insanlar büyük bir hızla asosyalleşiyor.  Sosyallikten anladığımız da bir bok değil aslında. Sinemaya gitmeyi sosyallik sananlar var mesela. Böyle bir ortamda futbol büyük bir birleştirici güç. Bir stadyumun tribünlerinde, hele de İstanbul takımlarının tribünlerinde her çeşit insanı görebilirsiniz. Normal şartlarda bir araya gelmesi mümkün olmayan binlerce kişi stadyumlarda, milyonlarca kişi ise ekranların başında bir araya geliyor.  Bir ülkenin aile toplantısı gibidir futbol maçları biraz da. Bilenler bilir aile toplantılarında da her şey açıkça konuşulur. Bugünlerde Türkiye’de olan da bu.

Bu durumdan rahatsız olanların en büyük argümanı ise tribünlerin siyaset yeri olmamasıdır. Bu hem futboldan hem de hayattan bihaberlerin sunduğu bir görüşten fazlası olamaz. Tribünde siyaset istememek bile bir siyasettir. Böyle de ironiyi severler.

Üstelik Türkiye’de siyasetin alanı tribünlere hapsedildi adeta. Meydanlarda, sokaklarda, üniversitelerde siyasete izin vermeyen iktidarın bugün ‘’tribünlerde siyaset istemiyoruz ‘’ demesi de sürpriz değil. Meydanlarda siyaset yapma, sokakta yapma, üniversitede yapma, tribünde yapma. Ulan biz bu siyaseti nerede yapacağız peki? Helada mı?

İnsanlar fikirlerini ifade ettikleri için gaz bombası yemekten öylesine sıkıldılar ki kendilerini atacak son yer olarak tribünleri buldular adeta. Tribünlerde sokaktaki kadar sert müdahalelerin yapılması söz konusu bile olamayacağı için adeta kale görevini görüyor tribünler. Bazı çatlak seslerin bastırma çabaları da o kadar cılız kalıyor ki…

Gezi olaylarının sokaklardan tribünlere taşındığını görüyoruz. İnsanlar haftada bir de olsa varlıklarını her seferinde belli ediyorlar. Belki de biraz da bu yüzden sokaklarda eskisi gibi kalabalıkları göremiyoruz çünkü buna ihtiyaç kalmadı. Yayıncı kuruluş taraftarın sesini kıssa da muhalefetin sesi milyonlara ulaşıyor. Ekranı başında sesin kısıldığını gören vatandaş orada birilerinin istemediği sloganların atıldığının farkına daha da çok varıyor.

Diğer yandan spor bakanı Suat Kılıç ateşe körükle gitmekte. Türkiye’de spor seyircisini kızdırmak akıllı insanların işi değil. Türkiye’yi akıllı adamların yönetmediğinin en büyük kanıtıda bu aslında.  ‘’Tribünde siyaset yapana bedelini ödetiriz’’ gibi deli saçması lafları Türk futbol seyircisi kaldırmaz. Bir anda bütün tribünleri karşınızda muhalif olarak görürsünüz böyle.

3-5 taraftar grubunu yemlemekle, ekranların sesini kısmakla, alenen tribünleri tehdit etmekle Türkiye’de kimseyi susturamazsınız. Burası siyasi iktidarlardan korkarak büyüyen insanların toprakları değil artık.

Sokakları, meydanları, üniversiteleri insanların doğru düzgün siyaset yapabileceği bir ortam haline getirin. Muhalif olan her sesi susturmaya çalışmayın. Belki o zaman siyasetin tribünlere kadar taşınması gerekmez.

Bir de gollerden sonda rabia selamı yapan futbolcular var. Onları da seviyorum ben.  Madem futbol bir ulusun aile toplantısı haline geldi herkesin sesinin gür çıkması lazım. Yeter ki kimse kimseyi susturmaya çalışmasın, kimse şiddete başvurmasın.

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 4.0/5 (4 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
Futbol ve Siyaset, 4.0 out of 5 based on 4 ratings

Leave a Reply